Anonim Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih Davası
Anonim şirketin haklı sebeple feshi, anonim şirketlerde azınlık pay sahiplerine tanınmış bir haktır. Eski Türk Ticaret Kanunlarından (ETTK) farklı olarak 2011 tarihli ve 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 531. Maddesinde anonim şirketlerin haklı sebeple feshi durumu düzenlenmiştir.
Konunun düzenlendiği “haklı sebeplerle fesih” başlığını taşıyan TTK madde 531 “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” şeklindedir.
Önemle belirtmek gerekir ki fesih bakımından geçerli hukuki yol dava açılmasıdır. Mevzuat hükmü incelendiğinde anonim ortaklıklardaki haklı sebeple feshin esasen bir azınlık hakkı olarak düzenlendiği görülmektedir. Dolayısıyla azınlık pay sahiplerinin açacakları bir dava ile anonim şirketin haklı nedenle feshini talep edebilecekleri dava fesih davası olarak tanımlanabilmektedir.
Ayrıca; görülebileceği üzere 6102 sayılı Kanun anonim şirket türleri arasında bir ayrım yapmamış, halka açık anonim şirketler de dahil olmak üzere tüm anonim ortaklıklarda fesih davası açılabileceği ifade edilmiştir.
İçerik
- 1. Fesih Davasını Kim Açabilir?
- 2. Fesih Davasının Gerekçesi Ne Olmalıdır?
- 3. Fesih Davası Açmadan Önce Başka Davaların Açılmasının Etkisi Nedir?
- 4. Feshin Son Çare Olması Gerekliliği
- 5. Mahkeme Davacının Talebiyle Bağlı mıdır?
- 6. Fesih Davasında Davalı Kimdir?
- 7. Fesih Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?
- 8. Dava Açma Süresi Nedir?
Fesih Davasını Kim Açabilir?
Yukarıda değindiğimiz üzere haklı sebeple fesih talebi bir azınlık hakkı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla sermayenin en az %10’unu temsil eden payların sahipleri anonim ortaklığın feshini talep yetkisini haizdir. Halka açık anonim ortaklıklar bakımından ise bu oran %5’tir.
Bununla birlikte bu %10 ve %5’lik oranların ana sözleşme ile artırılabileceğine/azaltılabileceğine ya da artırılamayacağına/azaltılamayacağına ilişkin doktrinde çeşitli görüşler mevcuttur.
Yine farklı görüşler içermekle birlikte davacı pay sahiplerinin sadece fesih davasının açılması ve sona ermesine kadar geçecek zaman içinde değil, öncesinde, yani haklı sebep olarak belirtilen olay veya olayların ortaya çıktığı dönemde de azınlık sıfatına sahip olmaları gerektiği çoğunlukla kabul edilmektedir.
Fesih Davasının Gerekçesi Ne Olmalıdır?
TTK m.531 hükmü uyarınca azınlığın ikame edeceği fesih davası ancak haklı sebep veya sebeplerin bulunması durumunda gündeme gelebilecektir. Haklı sebeplerin varlığı hususunda neler arandığı kanunda belirtilmemiş olup hangi olayların varlığı halinde mahkeme tarafından şirketin feshine karar verilebileceği hususu Yargıtay içtihatları çerçevesinde şekillenmektedir.
Anonim ortaklıklar bakımından haklı sebep olarak nitelendirilebilecek durumların objektif ve pay sahibinin kişiliğinden bağımsız olması gerekmektedir. Yani davacı pay sahipleri bakımından şirketinin devamının objektif olarak beklenemeyeceği hallerde haklı nedenlerin varlığı kabul edilebilecektir. Örneğin şirket kasasının sistematik şekilde boşaltılması, çoğunluk pay sahiplerinin kötü yönetimi nedeniyle şirketin mali sıkıntı içerisinde bulunması yahut azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması haklı fesih nedenleri olarak doktrinde kabul gören durumlardır.
Dolayısıyla, pay sahipleri arasında fikir aykırılıklarının ya da ihtilafların olması kural olarak fesih için hukuki dayanak teşkil etmemektedir. Ancak burada aile şirketleri bakımından ayrı bir irdeleme yapılması gerekmektedir. Pay sahipleri arasındaki şahsi ilişkilerin ancak istisnai hallerde ve yalnızca aile şirketlerinde dikkate alınabileceği hususu Yargıtay içtihatlarında dile getirilmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24/02/2021 tarihli kararında, 11. HD, 02.06.2014, E. 2014/3669, K. 2014/10238 ilamına atıfta bulunularak “…Anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi, istinaden kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmelidir…” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmektedir.
Yine Yargıtay incelemesine konu olayda ortaklığın, ana sözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarını gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkarmış olması, 2006 yılından dava tarihi olan 2011 yılına kadar gayri faal durumda olması ve ortaklar arasında ihtilaf yaşanmasını aile şirketleri bakımından haklı sebep olarak kabul edilmiştir.(Yargıtay 11. HD 2014/3669 E. 2014/10238 E.)
Haklı sebebin gerçekleştiği hususunun kabulünde davacı pay sahipleri dışında kalan şirket, diğer pay sahipleri, çalışanlar gibi diğer menfaat sahiplerinin haklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla haklı sebep ve bunun devamında fesih, ancak bu kimselerin menfaatlerinin ihlal edilmemesi kaydı ile ve son çare olarak kabul edilmektedir.
Fesih Davası Açmadan Önce Başka Davaların Açılmasının Etkisi Nedir?
İkame edilmiş bir fesih davasının kabulü bakımından azınlık pay sahiplerinin daha önceden dava açması ve bu davaları kazanması fesih davasında etkili sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemel durumlardır. Ancak tek başına bu davaların açılması, kazanılması yahut hiç açılmamış olması fesih davasının akıbeti için belirleyici olmamaktadır. Keza azınlık pay sahiplerince daha evvel fesih davası dışında başkaca tedbirlere başvurulmasının da fesih davasının reddi için yeterli sebep olarak görülmesi mümkün değildir.
Vurgulamakta fayda vardır ki davalarda her somut olayın şartları özellikli olarak incelenmekte ve bu duruma göre karar verilmektedir. TTK m.531 uyarınca açılmış bir fesih davasının sonunda anonim ortaklığın feshine karar verilebilmesi için ortada objektif bir haklı sebebin bulunması zorunludur.
Feshin Son Çare Olması Gerekliliği
Haklı nedenle anonim ortaklığın feshi davasında anonim ortaklığın feshini gerektiren haklı sebeplerin var olmadığı kanaatine varılması halinde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Buna karşın mahkemece haklı sebeplerin mevcut olduğu kanaatine varılması halinde davalı şirketin doğrudan feshine karar verilebilmesine olanak bulunmamaktadır. Mahkeme önce duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözümün varlığını araştıracak, böyle bir çözümün tespiti halinde bu çözüme hükmedecektir. Ancak duruma uygun düşen bir çözüme ulaşılamadığında sonra çare olarak fesih kararı verilebilecektir. Dolayısıyla anonim ortaklığın feshi kararının 6102 sayılı Kanun’da son çare olarak kabul edildiği görülmektedir.
Yinelemek gerekir ki TTK m.531 hükmündeki ana amaç azınlık ile çoğunluk pay sahipleri arasındaki hukuki ihtilafların, kaynağında objektif bir haklı sebep bulunsa dahi fesih, ihraç vb tedbire başvurmaya gerek kalmaksızın çözülmesidir.
Zira TTK m.531 hükmünde “Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Açıkça görülebileceği üzere çözüme ulaşılabilmesi bakımından burada mahkemeye geniş bir alan tanınmaktadır. Haklı sebeple fesih hükümlerine dayanılarak açılan bir davada mahkeme tarafından feshin kabulüne karar verilebileceği gibi, TTK m.531 uyarınca işbu sebeplerin feshi gerektirmediği sebebiyle başkaca çözüm yollarına da karar verilebilir.
Benzer doğrultudaki Yargıtay ilamında “6102 sayılı TTK’nın 531. m. uyarınca fesih talebinde bulunabilmesinin en son çare olarak dikkate alınması gerektiği zira, asıl olanın şirketin devamlılığı olduğu, davalı şirketin aktif taşınmaz mal varlıklarının bulunması, dava açıldıktan sonra dahi olsa kar eder hale gelmesi, davacıların davalı şirketteki hisse oranları, şirketin Organize Sanayi Bölgesinde bulunan fabrikasını faal hale getirme konusundaki girişimleri dikkate alındığında, davalı şirketin feshinden önce davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme karar verilmesi gerekirken, haklı sebeplerin varlığı halinde anılan madde kapsamındaki fesih yerine seçimlik diğer yetkilerin kullanılıp kullanılamayacağı hususunda yeterli bir gerekçeye yer verilmeden şirketin feshine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle de kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.” şeklinde hüküm tesis edildiği görülmektedir.(11. Hukuk Dairesi E.2018/1177 K.2019/3046 16.04.2019)
Mahkeme Davacının Talebiyle Bağlı mıdır?
Anonim şirketin haklı feshi davasında davacı azınlığın duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözümden bahsetmesi ya da mahkemeden diğer bir çözüm yoluna hükmetmesini talep etmesi hukuken mümkündür. Ancak bir önceki başlıkta yer verdiğimiz TTK m.531 hükmü uyarınca mahkeme, davacının dava dilekçesinde dile getirdiği duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüm talebi ile bağlı değildir.
Başka bir deyişle davacının sadece şirketin feshini talep etmiş olması ya da fesih ile birlikte duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme hükmedilmesini talep etmiş veyahut da alternatif bir çözüm önerisinde bulunmuş olması mahkeme açısından herhangi bir önem arz etmemektedir.
Fesih Davasında Davalı Kimdir?
Fesih davasında husumetin doğrudan anonim ortaklığın tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekmektedir.
Fesih Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?
Anonim ortaklığın haklı nedenle sona erdirilmesini isteyen azınlığın, yani yukarıda pay oranları belirtilen pay sahiplerinin bir fesih davası açması gerekmektedir. Dolayısıyla haklı nedenle feshe karar verme yetkisi de yalnızca mahkemeye aittir. Fesih davasının açılacağı yetkili ve görevli mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir. Azınlık, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde dava açarak fesih talebinde bulunacaktır.
Dava Açma Süresi Nedir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu haklı sebeple fesih davası açılması bakımından herhangi bir süre öngörmemiştir. Ancak haklı nedenlerin varlığına rağmen uzunca bir süre davanın açılmasından imtina ederek sonradan dava açmak hakkın kötüye kullanılması iddiasını gündeme getirebilecektir.
Anonim şirketlerde haklı sebeple fesih davası somut olayın şartlarına göre değişkenlik gösterdiğinden sürecin bir avukatla takip edilmesi önem arz etmektedir. Konuya ilişkin ofisimiz ile iletişime geçip, detaylı bilgi edinebilirsiniz.
*Yargıtay kararlarına https://karararama.yargitay.gov.tr adresinden erişilmiştir.
*Karar erişim tarihi 10.11.2023

